Çok duygulandım
Ağlayacağım!
Belediyelerin son zamanlarda medyaya düşen hizmetleri gözlerimi dolduruyor
Son günlerde haber sitelerini açmaya korkar oldum. Yanlış anlamayın, kötü haber görmekten değil. Mutluluktan ağlayacağım. Bir belediye asfalt yapıyor, öteki drenaj çalışmasına başlıyor, bir başkası park yapıyor. Bir yerde meydan düzenleniyor, başka bir yerde cadde dönüşüyor. İhaleler, projeler, protokoller, açılışlar... Allah'ım, bu nasıl bir hizmet aşkıdır? İnsan ister istemez duygulanıyor. Hele bütün bunların belediye seçimlerinin yaklaştığı bir döneme denk gelmesi... Tamamen tesadüf tabii.
Ama korkum başka sandıklar kalktıktan sonra gözyaşlarımızın sebebi değişmesin.
Gözlerimiz hizmet gördü
Gazimağusa'ya bakıyorum; asfalt yapım işleri, yağmur suyu drenaj altyapılarının temizliği, Sakarya MAGEM Meydan Projesi, Ayluga Göleti Doğal Yaşam Parkı... İhaleler peş peşe. Lefkoşa'ya dönüyorum; drenaj çalışmaları, tiyatro projesi, otopark... Değirmenlik-Akıncılar'a bakıyorum; Cadde Dönüşüm Projesi. Cihangir, Gaziköy, Demirhan-Balıkesir... Dikmen'e gidiyorum, belediye faturaları dijitalleşmiş. Memleket bir anda şantiyeye döndü. Vallahi gözlerim doluyor.
İnsan ister istemez soruyor: Biz bu hizmet kapasitesine sahiptik de neden seçim yaklaşınca fark ettik? Demek ki yapılabiliyormuş. Demek ki kaynak bulunabiliyormuş. Demek ki proje hazırlanabiliyormuş. Demek ki ihale çıkılabiliyormuş. Demek ki yollar, kaldırımlar, parklar, drenajlar, meydanlar düşünülebiliyormuş. E ne güzel... Keşke seçimler biraz daha sık olsa.
Acaba belediye seçimlerini her yıl mı yapsak?
Benim aklıma son günlerde çok ciddi bir öneri geliyor. Acaba belediye seçimlerini dört yılda bir değil de her yıl mı yapsak? Hatta biraz daha ileri gidelim, altı ayda bir yapalım. Tabi işin şakası. Bakın o zaman memlekete. Bir tarafta asfalt makinesi, diğer tarafta kepçe. Parkların çimleri kurumadan yenilenir, kaldırım taşları eskimeye fırsat bulamaz, yağmur yağmadan mazgallar temizlenir, sokak lambası bozulduğu gece değiştirilir. Başkan sabah kalkar, “Seçime altı ay kaldı!” Eyvah! Hemen hizmet… Motivasyon için sandık gerekiyormuş.
Haksızlık da etmeyelim
Şunu özellikle söyleyeyim; belediyelerin yaptığı her işi küçümsemek de doğru değil. Ortada gerçekten çalışan, proje üreten, yıllardır düzenli hizmet veren belediyeler de var. İyi yapılan işe “iyi” demek gerekir. Bir kentte asfalt gerekiyorsa yapılacak, kanalizasyon gerekiyorsa yapılacak, park gerekiyorsa yapılacak, sosyal hizmet gerekiyorsa verilecek. Zaten belediyenin görevi bu. Benim itirazım hizmete değil. Benim merak ettiğim başka: Neden bizim siyasetimizde hizmetin temposuyla seçim takvimi arasında böylesine tuhaf bir aşk ilişkisi var? Seçim uzaktayken vatandaş belediyeyi arar, seçim yaklaşınca belediye vatandaşı arar. Aradaki fark tam olarak burada.
Hizmet lütuf değildir
Bir belediye asfalt döktüğünde bize iyilik yapmış olmuyor. Bir belediye çöpleri topladığında kahramanlık yapmış olmuyor. Bir belediye park yaptığında, yağmur suyu hattını temizlediğinde, kaldırımı düzelttiğinde olağanüstü bir fedakârlıkta bulunmuş olmuyor. Bunlar zaten belediyenin işi. Vatandaş bunun için vergi ödüyor, belediye başkanı da bunun için o koltukta oturuyor. Ama bizde bazen öyle bir sunum yapılıyor ki sanırsınız belediye başkanı asfalt parasını cebinden çıkardı, kepçeyi kendisi kullandı, çimentoyu da akşam evinde hazırladı. Sonra fotoğraf, sonra video, sonra basın bülteni, sonra sosyal medya paylaşımı... Ve o meşhur cümle: “Halkımıza hizmet etmeye devam ediyoruz.” İyi de zaten başka ne yapacaktınız?