Samet Uzun yazdı: Bir ev düşünün… Duvarları çatlamış, temeli oynamış. Ama asıl sorun ne biliyor musunuz? O evi bir arada tutan çivilerin artık yerinde olmaması. Türkiye’de de, Kuzey Kıbrıs’ta da tam olarak bunu yaşıyoruz. Çivimiz tamamen çıktı.
Çivimiz tamamen çıktı
Yerine sağlam bir tane çakmaya niyeti olan var mı?
Her sabah yeni bir haberle uyanıyoruz. Kara para… Uyuşturucu… Gözaltılar… Tacizler… Tecavüzler… Tutuklamalar… İllagal işler… İsimler değişiyor ama tablo değişmiyor. Artık haber okumuyoruz, suç bülteni takip ediyoruz. Üstelik bu sadece “yeraltı dünyası” meselesi de değil. O dünya, çoktan yerüstüne çıkmış durumda.
Türkiye’de son yıllarda kara para iddiaları neredeyse sıradanlaştı. Bir zamanlar filmlerde izlediğimiz sahneler, bugün haber bültenlerinde. Uluslararası suç örgütleri, mafya hesaplaşmaları, yasa dışı bahis ağları… Hepsi bu coğrafyada cirit atıyor. Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Toplum artık şaşırmıyor.
İşte en tehlikeli nokta burası.
Çünkü bir ülke suçla değil, suça alışınca çöker.
“Bir gözaltı daha olmuş”,
“Bir sevkiyat daha yakalanmış”,
“Bir operasyon daha yapılmış.”
Tamam da… Bu iş neden bitmiyor? Neden her operasyon, bir öncekinden daha büyük dosyaların kapısını aralıyor? Neden hep sonuçları konuşuyoruz da kaynağı konuşmuyoruz?
Ve evet, KKTC…
Küçük bir ada, ama yükü ağır. Son yıllarda Kuzey Kıbrıs, kara para, sahtecilik, rüşvet ve uyuşturucu, trafiğiyle anılır hale geldi. Sahte belgeler, kontrolsüz para akışları… “Bize bir şey olmaz” rahatlığıyla göz yumulan her alan, bugün uluslararası suç ağlarının uğrak noktası haline geldi.
Uyuşturucu yakalamaları artıyor. Kaçak yaşamlar her gün haberlerde. Gözaltılar çoğalıyor. Ama sokakta uyuşturucu daha mı az? Hayır. Gençler daha mı güvende? Hayır. O zaman sormak zorundayız:
Biz neyi çözüyoruz?
Kuzey Kıbrıs’ın en büyük handikapı şu:
“Nasıl olsa küçük yer, kontrol ederiz.”
Edemedik.
Çünkü mesele büyüklük değil, irade meselesi.
Bugün KKTC’de de Türkiye’de de aynı sorun var: Kurallar var ama ağırlığı yok. Yasalar yazılı ama caydırıcılığı tartışmalı. Ve en önemlisi, herkes bir şekilde “bana dokunmayan yılan” modunda.
Ama o yılan artık hepimize dokunuyor.
Ekonomi kirleniyor. Siyaset gölgeleniyor. Yaşam koşullarımız güçleşiyor. Gençler rol model olarak iş insanını değil, “bir gecede zengin olanları” konuşuyor. Emek, alın teri, sabır… Bunlar romantik kelimelere dönüştü.
İşte bu yüzden diyorum ki:
Çivimiz tamamen çıktı.
Bu sadece bir güvenlik sorunu değil. Bu bir ahlak, bir devlet ciddiyeti, bir gelecek meselesi. Bugün kara parayı görmezden gelen, yarın toplumsal çürümeyi durduramaz. Bugün uyuşturucuyu sadece haber değeri olarak gören, yarın kaybolan bir neslin hesabını veremez.
Artık operasyon haberiyle rahatlamayı bırakmalıyız.
Artık “yakalandı” manşetleriyle avunmayı bırakmalıyız.
Asıl soruyu sormalıyız:
Bu çiviyi kim söktü?
Ve yerine sağlam bir tane çakmaya niyeti olan var mı?
Yoksa bu ev, hepimizin üstüne yıkılacak!s