Kendisine “en özgürlükçü benim” diyen kişilerin, kendileri gibi düşünmeyen insanlara karşı nefret kusmasının adı faşizmdir!
Son olarak hayatını kaybeden İlber Ortaylı’nın arkasından ülkemizdeki bazı “ilerici” olduğunu iddia eden kişilerin yorumlarını gördünüz mü?
Hani arkasından salladıkları adam da, sayısız kitabı, sayısız çalışması, sayısız başarısı, sayısız ödülü olan bir tarihçi!
Elbette tüm bunlara sahip olması Ortaylı’nın eleştirilemez olduğu anlamına gelmez!
Tüm görüşlerini de doğru kabul edebilmemiz mümkün değildir!
Yalnız, onun da bizler gibi düşünmek zorunda olmadığını, Kıbrıs ve Kıbrıslılar üzerinden kendine ait görüşleri olabileceğini kabul etmeliyiz.
Adam ömrü boyunca aynı istikrarda hem dünya, hem orta doğu, hem Türkiye, hem de Kıbrıs için aynı tezleri ortaya koydu.
Sırf bu görüşlerini beğenmiyoruz diye ona afedersiniz ama “İyi ki de geberdi” anlamına gelen hakaretler yapmaya hakkımız yok!
Aramızda ne yazık ki bu adamın tırnağındaki bilgi ve donanıma sahip olmayan insanlar, en ağır şekilde Ortaylı’nın arkasından ahlak dışı yorumlar yapıyor.
Bu ne nefret?
Bu ne kin?
“Görüşlerine katılmıyordum” demek bu kadar zor mu?
Yetmiyor mu bir insanın görüşlerine katılmamak?
İlla ona hakaret mi etmek gerekiyor?
Ölüsüne nefret kusarak mı kendi savunduğunuz ideallerin doğru olduğunu ispatlayacaksınız?
Kabul ediniz, nefretten besleniyorsunuz!
Sizin gibi düşünmeyenlere her fırsatta nefret kusuyorsunuz!
Yeri geliyor devletten, yeri geliyor bayraktan, yeri geliyor askerden, yeri geliyor bir tarihçiden, yeri geliyor ekmek parası için ülkemize gelen bir emekçiden nefret ediyorsunuz!
Bu bir ideolojik duruş değildir, bu tam anlamıyla bir faşizmdir ve sizler tarihin görüp görebileceği en faşist insanlarsınız.
Bırakın insanlar dilediği görüşü ortaya koyabilsin.
İsteyen devletine sahip çıkacağını, isteyen federal çözüme ulaşacağını ifade edebilsin.
Fikirler, saygı duyulduğu sürece zarar vermez!