Bu ülkede utanma duygusu resmi olarak iflas etmiştir!
Başka açıklaması yok!
Çünkü bu kadar imtiyazın, bu kadar ayrıcalığın, bu kadar kayırmanın üstüne çıkıp da “esas mağdur benim” diyebilmek…
Artık sadece yüzsüzlük değil, akıl tutulmasıdır!

Emrullah Turanlı çıkmış “mağdurum” diyor!
Ne mağduriyeti?
Memleketin tek havaalanını al, yıllarca keyfini sür, sözleşmeni eksik bırak, yükümlülüklerini yerine getirme…
Sonra dön devlete, “ben mağdurum, bana para ver” de!
Bu neyin kafası?
Bu, sistemin çürümüşlüğünün en çıplak halidir!

Vallahi ben de istiyorum böyle mağdur olmayı!
Gençler işsiz, çocuklar umutsuz, esnaf can çekişiyor, insanlar kirayı ödeyemiyor…
Ama bakıyorsun “mağdur” olanlar hep milyonluk sözleşmelerin sahipleri!
Bu ülkede fakirsen suçlusun…
Zenginsen mağdursun!

Ve yetmedi…
Bir de çıkıp kendini “yanlış anlaşılmış melek” gibi pazarlayan bir zihniyet var!
Yok biz onları tanıyamamışız, yok kıymetlerini bilememişiz…
Geçin bunları!
Bu halk saf değil, sadece sabırlı!

Gelelim en mide bulandıran kısma…
Dün AKSA’ya savaş açanlar, bugün aynı sermaye düzeninin başka aktörleriyle yan yana!
Bir bakıyorsun pankart, bir bakıyorsun poz!
Bir bakıyorsun slogan, bir bakıyorsun sarmaş dolaş!
Bu mücadele falan değil!
Bu düpedüz rol kesmek!

Artık net konuşalım;
Bu bir emek kavgası değil!
Bu bir çıkar sofrasıdır!
Ve herkes o sofrada yer kapma derdinde!

Benim midem kaldırmıyor!
Gerçekten kaldırmıyor!
Bu halk aptal yerine konuluyor…
Ve herkes susuyor!

Ama bilin şunu:
Bu hikâye böyle gitmez!
Çünkü bir gün…
Gerçek mağdurlar konuşmaya başlarsa…
O gün kimse saklanacak yer bulamaz!