Ömrümüz ya federal çözüm ya da KKTC’nin tanıtılması masalıyla geçti.
Hala da geçmeye devam ediyor.
Artık bu belirsizlik bir son bulmalı!
Ortaya her iki çözüm modeli için de bir takvim konmalı!

Türkiye Cumhuriyeti iktidarı ile temas kurarak bunu yapabilecek olan tek kişi zaten Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dır.
On yıllarca sürecek müzakereleri kaldıracak ne gücümüz ne de ömrümüz kaldı!
Bizden önceki nesiller bu belirsizlik ve bilinmezlik içerisinde toprak olup gittiler.
Anne ve babalarımız da bu gidişle aynı belirsizlik ve bilinmezlik içerisinde bu dünyadan göçüp gidecekler.

Bu belirsizlikten ve bilinmezlikten kurtulmak için daha kaç nesli toprağa vermemiz gerekiyor?
O nedenle denenecekse federal çözüm son kez, bir takvime bağlı olarak denenir, olursa olur, olmazsa artık yolumuza KKTC üzerinden devam ederiz.

Daha düne kadar “Kimse resmi olarak bizimle görüşmüyor, bayrağımızı odasına kabul etmiyor” diye sızlanıyorduk.
Bugün, gerek Türkiye iktidarının desteğiyle, gerekse hükümetimin girişimleriyle kısmen aşılmaya başlanmış durumda.

Son olarak Başbakan Ünal Üstel, Azerbaycan Başbakanı ile resmi olarak görüştü.
Görüşme masasında da iki devletin resmi bayrakları yer aldı.
Biliyorum bu yeterli değil ama bir başlangıçtır.
Belirsizliğin ve bilinmezliğin ortadan kalkması için bir adımdır.

Tekrar ediyorum, ben federal çözüme karşı değilim, hatta benim vizyonum ve dünya görüşüm barıştır, çözümdür, özgürlüktür.
Hiçbir millet veya ülkeyle bir sorunum da yoktur!
Tek istediğim çocuklarımız için bu belirsizliğin ortadan kalmasıdır.

Bu federal çözümle olur, KKTC’nin tanınması ile olur fark etmez, önemli olan biz kendi ülkemize, kendi topraklarımıza, kendi bayrağımıza ve kendi değerlerimize bağlı kalalım…