UTANMAK

İnsan bazen neye utandığını iyi bilmeli…
Mesela bir insan, kendisini ölümden kurtaran ambulansa bakıp “Keşke gelmeseydi” der mi?

Bir çocuk, yanan evden kendisini çıkaran itfaiyeciye yıllar sonra dönüp “Beni niye kurtardın?” diye hesap sorar mı?

Denizin ortasında boğulurken uzatılan can simidine sarılıp kıyıya çıktıktan sonra, “Ben aslında o can simidini istememiştim.”
diyen kaç kişi gördünüz?

Hayatın en acı tarafı şudur…
Tehlike geçince, güvenlik sıradanlaşır.
İnsan, sahip olduğu huzuru doğuştan hakkı sanmaya başlar.

İşte 20 Temmuz’a bugün dudak bükenlerin önemli bir kısmı da bu psikolojinin ürünüdür.

Çünkü korkuyu yaşamayan, sığınağa inmeyen, kurşun sesleriyle uyanmayan nesiller için özgürlük, musluktan akan su kadar sıradan görünür.

Oysa tarih, konfor koltuğunda yazılmaz.

Bir toplum geçmişini inkar etmeye başladığında, geleceğini de başkalarının yazmasına izin vermiş olur.

20 Temmuz’u eleştirebilirsiniz.
Siyasi sonuçlarını tartışabilirsiniz.
Eksiklerini konuşabilirsiniz.
Ama o günü yaşamış insanların korkularını, kayıplarını ve hayatta kalma mücadelesini küçümsemek…

İşte asıl utanılması gereken budur.
Tarih bazen bir milleti sınar.
Ama hafıza…
Bir insanın karakterini ele verir!