Kimse çıkıp da “Sığınakların koordinatını verin” demedi.
Ama belli ki işinize böyle geliyor.
Çünkü sorulan soru basit:
Bu ülke bir kriz anında hazır mı?

Siz kapasite rakamı açıklıyorsunuz.
Metrekare hesabı yapıyorsunuz.
Dünya standardı diyorsunuz.

Peki o sığınakların kapısı gerçekten açılıyor mu?
Havalandırması çalışıyor mu?
Jeneratörü var mı?
Tatbikat yapıldı mı?

Bunlara cevap yok.

“Cami hoparlörüyle yönlendiririz” diyorsunuz.
2026 yılında kriz yönetimini hoparlöre bağlamakla övünüyorsanız,
burada bir sorun var demektir.

Kimse devleti hedef almıyor.
Ama siz eleştiriyi hedef alıyorsunuz.

Soruyu çarpıtıp “adres mi istiyorsunuz?” diyerek alay etmek,
hazırlık göstergesi değil, savunma refleksidir.

Gerçekten hazır olan yönetimler alay etmez.
Plan açıklar.

Gerçekten güçlü olan devlet ironi yapmaz.
Protokol paylaşır.

Bu halk korku pompalamıyor.
Bu halk bilgi istiyor.

Ve bilgi istemek güvenlik zaafı değildir.

Eğer her soru “düşmana adres vermek” olarak yorumlanacaksa,
o zaman asıl güvenlik sorunu burada başlar.

Çünkü güven şovla kurulmaz.
Güven, cevapla kurulur.