KKTC’de bugün yaşananları hâlâ “muhalefet–iktidar kavgası” sananlar büyük resmi kaçırıyor.
Ortada halk için verilen bir mücadele yok.
Ortada hayvancının derdi hiç yok.
Ortada sadece kişisel menfaat, koltuk hesabı ve gelecek pazarlığı var.

Cumhuriyetçi Türk Partisi, Ulusal Birlik Partisi’nin yaptığı hataları fırsata çeviriyor. Bunu inkâr eden yok.
Sıla Usar yönetimindeki CTP, tek başına iktidar hayaliyle her boşluğu zorluyor.
UBP ise zaten son zamanlarda kendi kendini sabote ediyor.
Üstüne bir de Erhan Arıklı gibi bir ortakla yol almanın bedelini ödüyor. Buraya kadar tablo herkesin malumu.

Ama asıl kirlilik başka bir yerde.


Son dönemde Hayvancılar Birliği etrafında dönen oyunlar, “hak arama” kılıfına sokulmuş çıkar operasyonlarıdır.
Hayvancılar Birliği Başkanı Adil Onalt’ı ve etrafında kümelenen dar bir ekip, birliği temsil etmiyor; birliği kullanıyor.
Bu ekibin merkezinde ise iki isim var:
Hayvancılar Birliği Y.K üyesi Mehmet Çetereisi ve
Belediye Emekçileri Sendikası Başkanı Mustafa Yalınkaya.

Sormak zorundayız:

Belediye emekçileri sendikasının başkanının hayvancıların göbeğinde ne işi var?
Cevap basit: hayvancının derdi değil, siyasetin hesabı.
14 Şubat’ta Tarım Bakanlığı’nın küçükbaş hayvancılığa destek başlığında yaptığı toplantı çağrısı
Onalt ve ekibi tarafından bilerek ve isteyerek sabote edildi.
Toplantı saati belliydi.
Davet belliydi.
Buna rağmen yukarı çıkılmadı,
Aşağıda beklenip “kapı kilitliydi” bahanesi üretildi ve
Toplantı bilinçli şekilde düşürüldü.
Bu bir aksaklık değil, tezgâhtır.

Daha vahimi ne biliyor musunuz?

İddialara göre sabotajdan sonra Mehmet Çetereisi ile Mustafa Yalınkaya, eşlerinin de bulunduğu bir restoranda oturup, “Nasıl sabote ettik ama?” diyerek bu süreci özgüvenle anlatıyor.
Yani yapılan şeyden utanç yok.
Saklama ihtiyacı yok.
Çünkü mesele hak aramak değil; oyun kurmak.

Motivasyon mu? O da ortada.

Yalınkaya’nın CTP’den adaylık sözü aldığı, Çetereisi’nin ise
CTP iktidarında Tarım Bakanlığında koltuk hayali kurduğu iddia ediliyor. Hatta CTP iktidar olursa Tarım Bakanı olarak Fide Kürşat’ın adı dolaşırken, Çetereisi’nin de kendisini “müdürlük” koltuğuna ayarlama hesabı yaptığı konuşuluyor. Yani hayvancı sadece basamak.

Bu denklemde eski Tarım Bakanı Erkut Şahali de gözden çıkarılmış durumda. Parti içi hesaplar, geçmiş eylemler, biber gazı tartışmaları… Hepsi bugün birer yıpratma malzemesi olarak rafta tutuluyor.



Ve artık kimse bize masal anlatmasın.
Bu ne hayvancının kavgasıdır, ne emeğin isyanıdır, ne de halk için verilen onurlu bir mücadeledir.
Bu; koltuk pazarlığıdır.
Bu; menfaat ortaklığıdır.
Bu; birliğin, sendikanın, eylemin ve öfkenin kişisel ikbal için rehin alınmasıdır.



Hayvancıyı öne sürüp arkadan plan yapanlar,
Emeği slogan yapıp masada koltuk sayanlar,
Halkın sırtına basıp geleceğini dizayn etmeye çalışanlar şunu bilsin:
Bu ülke çok şey gördü ama bu kadar pişkinliğe alışık değil.


Eğer bir toplantıyı bilerek sabote edip sonra restoranda “nasıl sabote ettik ama?” diye kahkaha atıyorsanız,
Siz ne hak savunuyorsunuz ne de adalet arıyorsunuz.
Siz sadece kendi cebinizin, kendi makamınızın, kendi geleceğinizin peşindesiniz.

Halkın öfkesini oyuncak sanmayın.
Hayvancının çaresizliğini basamak sanmayın.
Bu topraklar, tezgâhı mücadele diye satanları er ya da geç tanır.

Ve o gün geldiğinde,
Ne bağırmanız işe yarar
Ne de arkasına saklandığınız kalabalıklar.
Çünkü bu ülkede eninde sonunda herkesin maskesi düşer.
Halk için uğraşmayanların, hesabını da halk keser.