Denktaş’tan AP Kararına Sert Tepki: “Avrupa Birliği Artık Tarafsız Değil, Taraftır”

TAM Parti Genel Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Sözcü TV’de Avrupa Parlamentosu’nun 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na ilişkin kararını değerlendirdi. Karara sert tepki gösteren Denktaş, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda tarafsızlığını yitirdiğini savunarak, “Avrupa Birliği artık tarafsız falan değil, taraftır” dedi.

Bugün 2 Saatlik Elektrik Kesintisi
Bugün 2 Saatlik Elektrik Kesintisi
İçeriği Görüntüle

“50 YIL ÖNCEKİ BİR OLAYLA İLGİLİ MESNETSİZ AÇIKLAMA”

Avrupa’nın yakın çevresinde devam eden savaşlara dikkat çeken Denktaş, Kıbrıs’ta yeni bir çözüm sürecinin konuşulduğu dönemde böyle bir karar alınmasını “garip” ve “samimiyetsiz” olarak değerlendirdi.

Denktaş, Avrupa Birliği’nin Rum tarafını “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında üye kabul etmesi nedeniyle Kıbrıs sorununda tarafsız olmadığını savundu.

“ATILAR, MURATAĞA VE SANDALLAR’DA YAŞANANLAR NEDEN GÖRMEZDEN GELİNİYOR?”

1963-1974 döneminde Kıbrıs Türklerinin yaşadıklarının görmezden gelindiğini belirten Denktaş, Atlılar, Muratağa ve Sandallar’da çocuklardan yaşlılara kadar Kıbrıslı Türklerin katledildiğini hatırlattı.

Avrupa Parlamentosu’nun tarihi olayları tek taraflı değerlendirdiğini savunan Denktaş, 1974 Barış Harekâtı’nın ardından adada 50 yılı aşkın süredir savaş yaşanmadığını vurguladı.

“ZEHİRLİ BİR HAVUÇMUŞ”

Annan Planı döneminde Kıbrıs Türk toplumuna Avrupa Birliği perspektifi sunulduğunu hatırlatan Denktaş, gelinen noktayı şu sözlerle değerlendirdi:

“Annan Planı döneminde Avrupa Birliği havucu bizim insanımıza da uzatılmıştı ama şimdi görülüyor ki o havuç aslında zehirli bir havuçmuş.”

“GERÇEKLERİ YENİDEN DÜNYAYA ANLATMALIYIZ”

Kıbrıs Türk tarafının kendi iç tartışmalarına kapandığını belirten Denktaş, Kıbrıs meselesinin Türkiye ile birlikte ve partiler üstü bir anlayışla uluslararası kamuoyuna anlatılması gerektiğini söyledi.

“Biz artık kendi iç çekişmelerimizi bir tarafa bırakıp dünyaya dönüp gerçekleri yeniden anlatmaya başlamalıyız” diyen Denktaş, Kıbrıs Türklerinin izolasyonlar nedeniyle ulaşım ve iletişim dahil birçok alanda zorluk yaşadığını ifade etti.

“AB PARLAMENTOSU’NDAKİ İKİ SANDALYEMİZ İÇİN TEMSİLCİLERİMİZİ SEÇMELİYİZ”

Denktaş, Kıbrıs Türk tarafının Avrupa Parlamentosu’ndaki temsiliyet meselesine ilişkin dikkat çeken bir öneride de bulundu.

Kıbrıs Türklerinin Avrupa Parlamentosu’nda iki sandalyesi bulunduğunu savunan Denktaş, Kıbrıs Türk tarafının kendi temsilcilerini seçerek Avrupa Birliği nezdinde sürekli girişimlerde bulunması gerektiğini söyledi.

Denktaş, “Kendi AB parlamenterlerimizi burada seçip, eş zamanlı Avrupa Parlamentosu seçimleriyle AB’nin kapısında sabah akşam bu gerçekleri anlatmalıyız. Başka yolumuz yok” ifadelerini kullandı.

“KIBRIS KONUSU PARTİLER ÜSTÜ BİR NOKTAYA TAŞINMALI”

Kıbrıs Türk toplumunun yaşadığı sorunların uluslararası kamuoyuna yeterince anlatılamadığını belirten Denktaş, “Kıbrıs konusunu partiler üstü bir noktaya taşıyarak hep birlikte dünyaya açılmalıyız” dedi.

Hedefin Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkeleri olması gerektiğini söyleyen Denktaş, diplomatik girişimlerin sürekli hale getirilmesi çağrısında bulundu.

RUM TARAFININ NATO HEDEFİNE DİKKAT ÇEKTİ

Denktaş, Rum tarafının NATO’ya katılma girişimleri ile Avrupa Parlamentosu’nun son kararı arasında bağlantı bulunmasının “gayet muhtemel” olduğunu söyledi.

Rum tarafının NATO üyeliği arayışının 1960 Garanti ve İttifak Antlaşmalarının fiili etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu savunan Denktaş, Türkiye’ye veto çağrısı yaptı.

“TÜRKİYE VETO HAKKINI KESİNLİKLE ELİNDEN BIRAKMAMALI”

Denktaş, “Türkiye bu anlamda veto hakkını kesinlikle elinden bırakmamalı” diyerek, Rum tarafının NATO’ya üyeliğinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.

1980’li yıllarda Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüş sürecini hatırlatan Denktaş, benzer bir adımın tekrarlanmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Aman ha, Kıbrıslı Rumlara yönelik bu veto hakkı mutlaka kullanılmalıdır. Niyetleri Garanti ve İttifak Antlaşması’nı ortadan kaldırmaktır. Bu yanlışa düşmememiz gerekir. Son derece tehlikeli bir girişimdir. Çok uyanık olmalıyız.”