Çağlar Yüksel yazdı:
Kıbrıs Türk Halkı olarak hayatımız birilerine kendimizi ispatlamakla geçti ve de geçiyor!
Türklüğümüz sorgulandı, ispatlamak için çırpındık.
Dinimiz sorgulandı, Cuma’yı eksik etmez olduk!
Barış isteğimiz sorgulandı, yüzde 65 ile evet dedik.
Peki karşılığında ne gördük?
Koca bir hiç!
Tanınmayan, uluslararası hukukun dışında bırakılan, ambargolar altında ezilen bir halk!
Yahu kardeşim bir kez olsun sizler bize bir şeyler ispatlamaya çalışınız!
Mesela Rum kardeşlerimiz!!!
2026 yılında kalkıp hala bir taraftan “Biz BM parametrelerine sadığız” diyorsunuz, diğer yandan Kıbrıs Türk Halkına “Cumhuriyete geri dönün” çağrısında bulunuyorsunuz!
Sayın Hristodulis’e soruyorum, Veto Hakkımız baki mi?
Ya da kabinedeki 3 sandalyemiz?
Hangi cumhuriyete döneceğiz?
1960 yılında kurduğumuz ortak cumhuriyete ve onun anayasasına mı yoksa 1963 sonrasında Helenleştirdiğiniz ve anayasasını da istediğiniz şekle getirdiğiniz cumhuriyete mi?
Bizleri cumhuriyete çağırırken bunların da altını doldurunuz Bay Hristodulidis!
Bir de Türk Askerine taktılar!
Efendim illa asker gidecek ona göre çözüm olacakmış!
Sevgili Rum kardeşlerim, 1974 yılında Türk Askeri adaya ayak basmasaydı, Faşist EOKA Örgütü önce sizleri katlediyordu.
Türk askeri önce sizleri, sonra da bizleri faşistlerin katliamından kurtardı.
Ve 1974’ten bu yana tek bir kez bile Türk askeri sınırlarınızı ihlal ederek sizlere en ufak bir rahatsızlık vermedi.
Ama sizler bu konuda da tam tersini yaptınız!
Sınırları ihlal ettiniz…
Bayrağımızı indirmeye çalıştınız…
Güneyde insanlarımıza saldırdınız!
Tüm bunlara rağmen bizler yine de Crans Montana sürecinde çözüm için her şeyi yaparken, sizler tıpkı Annan Planı’nda olduğu gibi bizleri yine ortada bırakıp kaçtınız!
Üzgünüm ama gerçek bu!
Kıbrıs’ta mağdur olmasına rağmen eşit bir çözümü savunan tek halk Kıbrıslı Türklerdir!
Kıbrıslı Rumlar hem çözüm istemiyor, hem de Kıbrıslı Türkleri eşit olarak görmüyor!