Bir halkın siyasete olan güveni önemlidir ama hayati değildir.
Ama adalete olan güveni önemli olduğu kadar da hayati bir durumdur.
Son dönemlerde özellikle ölümlü trafik kazalarında kusurlu olan kişilere verilen hafif cezalar, ne evladını kaybetmiş insanlar tarafından, ne de bu halkın vicdanında kabul görmemektedir.
Zaten bir ülkenin Yüksek Mahkeme Başkanı çıkıp da, 6 yaşındaki bir çocuğun ölümü ile sonuçlanan olayda verilen komik para cezası için “Ben olsam böyle bir karar vermezdim” diyorsa, halkın da adalete olan güveninin sarsılmasını sanırım hayretle karşılamaya gerek kalmıyor.
Bazı kesimler Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ’ı bu açıklamasından dolayı eleştirse de, ben sayın başkanın verdiği mesajın doğru okunduğu takdirde büyük önem taşıdığına inanmaktayım.
Evet, anayasamız ve yasalarımızda mevzuatlar açık!
Verilebilecek cezalar da belli!
Fakat kabul etmeliyiz ki, bazı kararların hükmüne sadece yazılı olan metinlerle karar verilmez!
Toplum vicdanı, suçun vahameti ve dahasının da önemi çok açık ve nettir.
6 yaşındaki bir çocuğun ölümünün karşılığı para cezası olamaz!
Gencecik, yolunda yürüyen bir çocuğun ezerek öldürülmesinin karşılığı 4 yıl olamaz!
Hiçbir suçu yokken kendi yolunda seyir halinde ilerleyen bir gencin, başka bir araç tarafından önü kesilerek kaza yapmasına ve olay yerinde feci şekilde can vermesine neden olmanın cezası 2 yıl olamaz!
Toplum vicdanı bunu asla kabul etmez, edemez!!!
Değerli arkadaşlar, insan hayatı bu topraklarda bu kadar ucuz olmamalı!
Herkes yaptığı hatanın bedelini adilce ödemeli!
Var mı dünya üzerinde evlat acısından daha öte bir acı?
Zaten yaşarken ölümü yaşamış bu insanları
bir de verdiğiniz adaletsiz kararlarla siz öldürmeyin artık!
Mahkemelerin önü gözyaşlarına boğuldu.
Mahkemelerin önü acıya boğuldu.
Mahkemelerin önü adaletsizliğe boğuldu.
Eğer bir halk adalet duygusunu kaybederse,
o ülkede herkes kendi adaletini sağlamaya başlar!
Bilin istedim!