ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’daki operasyonun hemen ardından yaptığı açıklamada, bu adımın Çin ile ilişkiler açısından sorun yaratmayacağını, hatta Çin’in süreçten daha fazla petrol temin edebileceğini savundu. Ancak sahadaki gelişmeler, bu değerlendirmeden çok daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor.
Uzmanlara göre Çin, kısa vadede bazı siyasi ve ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kalsa da, ortaya çıkan durumu kendi lehine çevirebileceği geniş manevra alanlarına sahip ve bu yönde adımlar atmaya başlamış durumda.
MADURO–ÇİN GÖRÜŞMESİ VE “YÜZ KAYBI” TARTIŞMASI
Nicolas Maduro’nun yakalanmasından saatler önce, Venezuela Devlet Başkanı’nın Caracas’ta Çinli bir heyeti ağırladığı ortaya çıktı. Maduro, Çin’in Latin Amerika Özel Temsilcisi Qiu Xiaoqi başkanlığındaki delegasyonla bir araya gelmişti.
Sky News’ta yer alan habere göre, görüşmeye ait gülümseyerek verilen fotoğraflar, yaşanan gelişmelerin ardından Pekin açısından bir “yüz kaybı” olarak yorumlandı. İmaj ve prestije büyük önem veren Çin siyasi kültürü dikkate alındığında, bu görüntülerin rahatsızlık yarattığı değerlendiriliyor.
PEKİN’DEN SERT TEPKİ: “ULUSLARARASI HUKUK İHLALİ”
Çin yönetimi kamuoyu önünde ise sert söylemini sürdürüyor. Venezuela’yı Latin Amerika’daki en önemli ortaklarından biri olarak gören Pekin, başka ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesini dış politikasının temel prensibi olarak vurguluyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Venezuela operasyonunu “şok edici” olarak nitelendirirken, bunun uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu açıkladı.
EKONOMİ: PETROL BAĞIMLILIĞI SANILDIĞI KADAR BÜYÜK DEĞİL
Ekonomik açıdan bakıldığında, Çin’in çıkarlarını korumak için hızlı ve pragmatik adımlar atması bekleniyor. Ancak uzmanlar, Çin’in Venezuela’ya olan bağımlılığının kamuoyunda sanıldığı kadar yüksek olmadığına dikkat çekiyor.
Venezuela her ne kadar Çin’in önemli petrol tedarikçilerinden biri olsa da, bu kaynak Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor. Yaptırımlar öncesinde satın alınmış petrol, devam eden sevkiyatlar ve mevcut stoklar, Çin’i kısa vadede koruyan unsurlar arasında yer alıyor. Bu tablo, aslında Maduro’nun Çin’e olan ihtiyacının, Çin’in Maduro’ya olan ihtiyacından daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
JEOPOLİTİK: TAYVAN TARTIŞMASI YENİDEN ALEVLENDİ
Asıl etkilerin jeopolitik alanda hissedilmesi bekleniyor. Çin sosyal medyasında son günlerde Tayvan ile Venezuela arasında paralellikler kurulmaya başlandı. ABD’nin egemen bir ülkenin liderini tek taraflı şekilde yakalayabilmesinin, Tayvan lideri için de emsal oluşturup oluşturmayacağı tartışılıyor.
Uzmanlara göre bu gelişme teorik olarak tehlikeli bir emsal yaratsa da, bunun Çin’in Tayvan’a yönelik askeri müdahalesini hızlandırması düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Pekin, şu aşamada baskı, caydırıcılık ve siyasi zorlamaya dayalı, savaştan kaçınan bir stratejiyi tercih ediyor.
ÇİN İÇİN FIRSAT PENCERESİ
Buna karşın ABD’nin Venezuela hamlesinin, küresel dengelerde yeni fırsatlar yarattığı da değerlendiriliyor. Çin’in, uluslararası hukukun sınırlarında hareket ettiğinde ABD’nin eleştirilerinin yumuşayıp yumuşamayacağı ya da Washington’un fiilen kendisine tanıdığı “büyük güç muafiyetinin” Pekin tarafından da talep edilip edilemeyeceği daha yüksek sesle tartışılmaya başlandı.
Uzmanlara göre bu süreç, Çin’e kendisini küresel sistemde daha istikrarlı ve güvenilir bir alternatif güç olarak sunma imkânı veriyor. Trump’ın şekillendirdiği yeni dünya düzeninde geri adım atmamanın ve güç gösterisinin belirleyici olduğu algısı, Pekin’in bu çizgiden sapmayacağını gösteriyor.
Kaynak: Gazete Oksijen




