Toros, Kıbrıs Türk halkının Ada’daki siyasi sorunun çözümünü istediğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler zemini ve uluslararası hukuk çerçevesinde müzakere yürütme iradesinin “KKTC’yi ortadan kaldırmak” şeklinde yorumlanmasının gerçekliği yansıtmadığını ve bunun halk iradesine saygısızlık olduğunu ifade etti.
“FEDERAL ÇERÇEVE BM PARAMETRELERİDİR”
Kıbrıs sorununun bugüne kadar Birleşmiş Milletler parametreleri kapsamında toplumlararası müzakereler zemininde ele alındığını hatırlatan Toros, bu çerçevenin siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu, iki bölgeli federal çözümü tarif ettiğini kaydetti.
Crans-Montana Konferansı’na kadar oluşan müzakere birikiminin ve yakınlaşmaların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Toros, metodoloji tartışmalarını küçümsemenin geçmiş başarısızlıkların nedenlerini görmezden gelmek anlamına geldiğini belirtti.
“DİPLOMASİ SLOGANLARLA YAPILMAZ”
Toros açıklamasında,
“Diplomasi, uluslararası hukukta yeri olmayan sloganlarla yapılmaz” ifadelerini kullanarak, Kıbrıs sorununun durağan olmadığını ve mevcut statükonun sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Kapsamlı çözüm müzakerelerinin aciliyet, sonuç odaklılık ve stratejik akıl ilkeleriyle yürütülmesi gerektiğini belirten Toros, bunun halkın çözüm iradesine karşı bir siyasal sorumluluk olduğunu kaydetti.
“DEVLETLER ARASI MÜZAKERE GERÇEKÇİ DEĞİL”
Toplumlararası müzakere yerine “devletler arası müzakere” söyleminin mevcut uluslararası statü gerçeğiyle uyumlu olmadığını ifade eden Toros, Kıbrıs Türk tarafının masadaki konumunun halk iradesine ve BM çerçevesine dayandığını, bu zemini terk etmenin müzakere alanını genişletmeyeceğini, aksine ortadan kaldıracağını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın ortaya koyduğu iradenin çözüm vizyonundan ayrı yorumlanamayacağını dile getiren Toros, Kıbrıslı Türklerin geleceğinin siyasi eşitlik temelinde haklarını güvence altına alacak ve halkı dünyayla bütünleştirecek sürdürülebilir bir çözümden geçtiğini vurguladı.
Toros, bu doğrultuda statükoyu sonlandıracak kapsamlı çözüme yönelik siyasi iradeyi savunmaya devam edeceklerini belirtti.





