Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín, Kıbrıs sorununda yeni bir 5+1 toplantısına giden yolun liderlerin atacağı somut adımlardan geçtiğini belirtti. Holguín, sürecin önündeki en büyük engelleri ise “değişim korkusu ve tüm aktörlerdeki siyasi irade eksikliği” olarak gösterdi.
Politis gazetesine konuşan Holguín, BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin ardından gelinen aşamayı değerlendirirken, mevcut fırsatın boşa harcanmaması gerektiği mesajını verdi.
YENİ 5+1 İÇİN ÜÇ KRİTİK BAŞLIK
Holguín, yeni bir 5+1 toplantısının yapılabilmesi için üç temel başlığa dikkat çekti.
İlk olarak iki liderin doğrudan ve düzenli şekilde görüşmeye devam etmesi gerektiğini belirten Holguín, ikinci olarak güven yaratıcı önlemler konusunda ilerleme sağlanmasının önemine işaret etti. Üçüncü başlığın ise “öz ve metodoloji” olduğunu kaydetti.
BM’nin geçmişte sağlanan yakınlaşmaları, Crans-Montana’ya kadar uzanan kayıtları da kapsayacak şekilde derlediğini açıklayan Holguín, hazırlanacak belgenin tamamlanmasının ardından iki lidere sunulacağını ifade etti.
Holguín, BM’nin başarısızlık riski taşıyan yeni bir 5+1 toplantısı düzenlemek istemediğinin de altını çizdi.
“GUTERRES’İN ZİYARETİNDE ORTAK BİR AMAÇ OLUŞTU”
Guterres’in Kıbrıs ziyaretinde “hiçbir şey olmadığı” yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirten Holguín, yaklaşık 10 yıl sonra ilk kez iki liderin BM Genel Sekreteri ile bir araya gelerek öz, metodoloji ve güven yaratıcı önlemleri görüştüğüne dikkat çekti.
Holguín, ziyaret sonucunda büyük bir anlaşma ortaya çıkmasa da iki tarafın söz konusu üç başlıkta ilerleme sağlama konusunda ortak bir amaç ortaya koymasının önemli olduğunu ifade etti.
Tarafların uygun ortamı oluşturacak somut adımlar atması durumunda birçok konunun önünün açılabileceğini kaydeden Holguín, “Liderlerin eylemlerine bağlıyız” mesajını verdi.
HOLGUÍN: “YAKINLAŞMALAR BİR MENÜ DEĞİL”
BM’nin geçmişteki yakınlaşmaları derlediği çalışmaya da değinen Holguín, amacın daha önce üzerinde uzlaşılan noktaların, müzakerelerin yeniden başlamasını kolaylaştıracak biçimde kayıt altına alınması olduğunu söyledi.
Tarafların geçmiş yakınlaşmalar arasından istediklerini seçip diğerlerini dışarıda bırakmasının mümkün olmadığını vurgulayan Holguín; yönetişim, güvenlik ve garantiler, toprak ve mülkiyet başlıklarının birbirleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Holguín, “Bu bir menü değil, seçip alma meselesi değil” yaklaşımını ortaya koydu.
“BÖLGEDEKİ İSTİKRARSIZLIK KIBRIS İÇİN RİSK”
Doğu Akdeniz, Körfez ve Orta Doğu’da yaşanan gerilimlere de değinen Holguín, Kıbrıs’ın güvenlik açısından kırılgan bir bölgede bulunduğunu belirtti.
Enerji rekabeti, güvenlik gerilimleri ve değişen ittifakların Kıbrıs sorununu bölgesel gelişmelere daha açık hale getirdiğini ifade eden Holguín, sorunun çözümsüz kaldığı her yıl tarafların kontrolü dışındaki dinamiklerle daha fazla iç içe geçtiğini söyledi.
Holguín, bu durumun beklemek yerine harekete geçilmesi gerektiğini gösterdiğini kaydetti.
AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
Holguín, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin Kıbrıs sorununa etkisini de değerlendirdi.
AB ile Türkiye arasında iyi bir anlayışın Kıbrıs meselesi açısından olumlu olacağını belirten Holguín, BM Genel Sekreteri’nin yeni girişiminin bu ilişkilerde olumlu adımlar atılmasına katkı sağlaması halinde bunun olası bir müzakere sürecine de fayda sağlayacağını ifade etti.
Holguín, bu sürecin BM tarafından değil, Avrupa Komisyonu ile Türkiye arasında yürütüleceğini belirtti.
“KIBRIS’TA GİZLİ MÜZAKERE HAZIRLIĞI NEREDEYSE İMKÂNSIZ”
Kamuoyuna yapılan açıklamaların sürecin tamamını yansıtmayabileceğine dikkat çeken Holguín, müzakere hazırlıklarında daha kontrollü ve özel bir çalışma ortamına ihtiyaç olduğunu ancak bunun Kıbrıs’ta son derece zor olduğunu söyledi.
Kolombiya’daki barış görüşmelerinin iki yıl boyunca gizli yürütülebildiğini örnek gösteren Holguín, benzer bir durumun Kıbrıs’ta düşünülemeyeceğini ifade etti.
Basının doğrulanmamış spekülasyonlar konusunda dikkatli olması gerektiğini de belirten Holguín, bu tür haberlerin sürece zarar verebileceğini söyledi.
“KAMUOYUNUN SÜRECE DAHİL EDİLMESİ GEREKLİ”
Holguín, olası bir çözüm sürecinde toplumların doğru ve şeffaf şekilde bilgilendirilmesi gerektiğine de vurgu yaptı.
2004 referandumundan çıkarılması gereken dersler bulunduğunu belirten Holguín, müzakerelerde ele alınacak konuların ve bunların Kıbrıslıların günlük yaşamına olası etkilerinin kamuoyu tarafından anlaşılmasının önem taşıdığını kaydetti.
Holguín, daha geniş kamuoyu katılımının müzakereleri zorlaştıran değil, sürecin ayakta kalmasını sağlayabilecek temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti.
“EN BÜYÜK ENGELLER DEĞİŞİM KORKUSU VE SİYASİ İRADE EKSİKLİĞİ”
Kıbrıs sorununda ilerlemenin önündeki en büyük engelleri değerlendiren Holguín, değişim korkusu ve sürece dahil olan tüm aktörlerdeki siyasi irade eksikliğine işaret etti.
Yıllardır doğrudan müzakerelerin yapılmamasının taraflar arasındaki güvensizliği derinleştirdiğini kaydeden Holguín, şu aşamada yapılması gereken asgari şeyin iki lider arasında sürdürülebilir doğrudan temasın sağlanması olduğunu belirtti.
Her iki tarafın da ilerlemeye yalnızca söylem düzeyinde değil, somut biçimde hazır olduğunu gösteren görünür ve güvenilir adımlar atması gerektiğini ifade etti.
Holguín ayrıca BM Genel Sekreteri’nin sürece kişisel düzeyde verdiği önem, garantör ülkeler ile AB arasındaki uyum ve Kıbrıs sorununa yönelik uluslararası ilginin aynı dönemde ortaya çıkmasının sık rastlanan bir durum olmadığına dikkat çekti.
Mevcut fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Holguín, fırsatın kaçırılması halinde yakın zamanda benzer bir ortamın yeniden oluşacağının varsayılmaması gerektiği mesajını verdi.




