Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Kıbrıs sorununa ilişkin yayımladığı mektupta, kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılmasının hâlâ mümkün olduğuna inandığını belirterek liderlere siyasi irade ve somut adım çağrısında bulundu.

Son aylarda gündeme gelen yöntem, esas ve güven artırıcı önlemler başlıklarını değerlendiren Holguin, yürütülen çalışmaların temel amacının kapsamlı çözüm müzakerelerinin yeniden başlamasına uygun bir zemin hazırlamak olduğunu ifade etti.

“MÜZAKERELERİN YENİDEN BAŞLAMASINA LİDERLER KARAR VERECEK”

Resmî müzakerelerin henüz başlamadığını hatırlatan Holguin, sürecin yeniden başlatılmasına ilişkin kararın iki lidere ait olduğunu vurguladı.

BM'nin toplumlar arasındaki iletişimi korumaya ve liderler arasında köprüler kurmaya devam ettiğini belirten Holguin, teknik komitelerin çalışmalarının iş birliğiyle nelerin başarılabileceğini ortaya koyduğunu kaydetti.

GEÇMİŞ MÜZAKERELERDEKİ YAKINLAŞMALAR DERLENDİ

Holguin, BM'nin son aylarda yaklaşık 10 yıl önce yürütülen müzakerelerde sağlanan yakınlaşmaları derlemek üzere çalışma gerçekleştirdiğini açıkladı.

8 gram yasaklı maddeyle yakalanan zanlı teminata bağlandı
8 gram yasaklı maddeyle yakalanan zanlı teminata bağlandı
İçeriği Görüntüle

Bu çalışmanın müzakerelerin “esas” başlığı kapsamında değerlendirildiğini belirten Holguin, gözden geçirilen belgelerin resmî müzakerelerin yeniden başlaması durumunda taraflara sunulacağını ifade etti.

Holguin, süreci geriye götürebilecek veya yeni anlaşmazlıklar yaratabilecek unsurların gündeme getirilmesinin amaçlanmadığını vurguladı.

“GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER SİYASİ İRADENİN GÖSTERGESİDİR”

Güven artırıcı önlemlerde somut ilerleme sağlanmasının önemine dikkat çeken Holguin, son iki yılda yeni geçiş noktaları açılması, mayın temizliği ve plastik kirliliğiyle mücadele gibi başlıklarda uzlaşıya varılamamasını eleştirdi.

Tarafların bu konularda anlaşamaması hâlinde, onlarca yıllık bölünmeyi aşacak siyasi, ekonomik ve toplumsal bir model üzerinde nasıl uzlaşabileceklerini sorgulayan Holguin, iki toplum arasındaki mesafenin giderek arttığına işaret etti.

Güven oluşturulmasının yalnızca açıklamalarla değil, uygulanabilir kararlarla mümkün olacağını vurguladı.

“YÖNTEM VE ESAS BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI”

Holguin, liderleri ve müzakerecileri haftalık toplantılarında müzakerelerin nasıl yürütüleceğine ilişkin yöntemi ele almaya davet ettiklerini belirtti.

Müzakere yönteminin belirlenmesinin, taraflardan herhangi birinin esas konulardaki siyasi tutumundan vazgeçmesi anlamına gelmediğine dikkat çeken Holguin, şu ifadeleri kullandı:

“Usul üzerinde anlaşmak, taraflardan herhangi birinin esas konulardaki tutumundan vazgeçmesi ya da bu konulara ilişkin vizyonunu değiştirmesi anlamına gelmiyor.”

Yöntemin müzakerelerin nasıl yürütüleceğini, esasın ise hangi konuların görüşüleceğini belirlediğini ifade eden Holguin, bu iki başlığın ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“HER KONUDA ANLAŞILMADAN HİÇBİR KONUDA ANLAŞILMIŞ SAYILMAZ” İLKESİ

İşlevsel bir müzakere yöntemi üzerinde uzlaşılmasının taraflara temel kuralları önceden belirleme fırsatı sunacağını ifade eden Holguin, bu kapsamda “Her konuda anlaşmaya varılmadan hiçbir konuda anlaşma sağlanmış sayılmaz” ilkesinin de ele alınabileceğini belirtti.

Bazı uzlaşıların erken uygulanması, görüşmelerin gizliliği ve müzakerelerde kaydedilen ilerlemenin kamuoyuna nasıl aktarılacağı gibi konuların da yöntem çerçevesinde değerlendirilebileceğini kaydetti.

“KAPSAMLI BİR ANLAŞMAYA ULAŞMAK HÂLÂ MÜMKÜN”

İki yıldır Kıbrıs'a ziyaretler gerçekleştirdiğini ve her iki toplumdan çok sayıda kişiyle görüştüğünü belirten Holguin, kolaylaştırıcılık görevi sona erene kadar çabalarını sürdüreceğini açıkladı.

Kıbrıs sorununda kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılabileceğine inandığını vurgulayan Holguin, iki lideri de adadaki uzun yıllara dayanan çatışma ve bölünmeyi aşacak uzun vadeli kararlar almaya teşvik etmeye devam edeceğini ifade etti.