Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Dış İlişkiler ve Dijital Diplomasi Sekreteri Kemal Baykallı, vatandaşlık uygulamalarında eşitlik ve adalet ilkesinin esas alınması gerektiğini belirterek mevcut politikaları eleştirdi.
Nazar Erişkin’in sunduğu “Güne Dair” programına katılan Baykallı, vatandaşlık politikalarının yanı sıra ekonomi, enerji yönetimi, kamu kurumları ve Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“HAK EDENE HAKSIZLIK, HAK ETMEYENE VATANDAŞLIK”
Ülkede doğup büyüyen, çalışan, aile kuran ve yaşamını burada sürdüren kişilerin haklarının objektif kriterlerle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Baykallı, buna karşılık ülkeyle bağı sınırlı bazı kişilere vatandaşlık verilmesinin toplumdaki adalet duygusunu zedelediğini savundu.
Baykallı, vatandaşlık uygulamalarındaki yaklaşımı “Hak edene haksızlık, hak etmeyene vatandaşlık” sözleriyle eleştirerek, vatandaşlık hakkının siyasi yakınlık veya ayrıcalık üzerinden kullandırılmaması gerektiğini ifade etti.
Vatandaşlık politikasının nüfus planlaması, istihdam, eğitim, sağlık ve altyapı kapasitesiyle birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti.
“ESAS OLAN KENDİ AYAKLARIMIZ ÜZERİNDE DURMAK”
Türkiye ile ekonomik iş birliği ve dayanışmanın önemli olduğunu belirten Baykallı, ülke ekonomisinin yalnızca dış kaynaklara bağlı bir yapıyla sürdürülemeyeceğini söyledi.
Baykallı, üretimi destekleyen, yerel girişimciliği güçlendiren ve kamu kaynaklarını etkin kullanan bir ekonomik model oluşturulması gerektiğini savundu.
“ENERJİ KARARLARINI HALK HABER AJANSLARINDAN ÖĞRENMEMELİ”
Enerji politikalarında şeffaflık çağrısı yapan Baykallı, AKSA’nın üretim kapasitesinin 35 megawatt artırılmasına ilişkin gelişmenin şirket yetkilisinin açıklaması üzerinden kamuoyuna yansıdığını belirtti.
Enerji gibi ülke ekonomisini doğrudan ilgilendiren konularda kararların hükümet tarafından açık ve şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.
KIBRIS POLİTİKASINA BÖLGESEL DENGE VURGUSU
Baykallı, iki devletli çözüm politikasını da eleştirerek Kıbrıs meselesinin Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri, enerji politikaları ve bölgesel gelişmelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Ülkenin temel meselelerinde şeffaf, planlı, adaleti gözeten ve toplumsal yararı önceleyen bir yönetim anlayışına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.





