Bu memlekette artık kimse rahat değil.
Sokakta yürürken omuzlar kasılı,
yüzler sert.
İnsanlar konuşurken bile kendini kolluyor.
Gülmek neredeyse ayıp!
huzur ise yabancı bir kelime!
Herkes bir şeylerin koptuğunu hissediyor ama kimse onarılacağına inanmıyor.
Öyle bir yorulduk ki!
Kimse yüksek sesle “İyiyiz” diyemiyor.
Çünkü artık değiliz.
Kıbrıslı Türkler çok şey yitirdi!
Aidiyet eridi!
Duruş zedelendi!
Kültür bozuldu ve geri çekildi!
Kültür yozlaştı başka ellere geçti
Orada ne varsa burada o olacak dendi!
Gelenek sustu!
Hoşgörü istismar edildi!
İyi niyet cezalandırıldı!
Güven duygusu paramparça oldu!
Birbirine yaslanan bir toplumdan, birbirine bakan ama sırtını dönmüş bir kalabalığa dönüştürdüler!
Saygı azaldı!
Sevgi içe kapandı!
Aile ekonomik baskının altında ezildi!
Yaşlıya hürmet, zor durumda olana sahip çıkma, komşuluk…
Hepsi hatırlanan ama yaşanmayan değerler oldu. İnsanlar gelecek kurmuyor, sadece dayanıyor. Hayat planı değil,
hayatta kalma hesabı yapılıyor.
Bu tablo bir ruh hali değil, bir çöküştür!
Mutsuzluk artık istisna değil,
Kural!
Umutsuzluk geçici değil artık bulaşıcı!
İnsanlar adalete güvenmiyor, yarına inanmıyor,
bu topraklarda mutlu olunabileceğini düşünmüyor.
Herkes gergin, herkes öfkeli, herkes yorgun.
Bu memleketi bir günde yıkmadılar; her gün biraz biraz çaldılar ve biz sustukça,
Kıbrıs’ı da, kendimizi de göz göre göre bitirdiler.