BİR DOLANDIRMA HİKÂYESİ ANLATACAĞIM.
ÇÜNKÜ BU HİKÂYE BİTMEDİ.
Bir zamanlar…
Bir iş insanı vardı.
Toprağı vardı.
Hayali vardı.
Planı vardı.
Adı önemli değil…
Biz ona M. diyelim.
Taş üstüne taş koydu.
Projeler çizdi.
İnsanlara söz verdi.
Ve hayat normal akıyordu.
Sonra bir gün…
Bir avukat çıktı karşısına.
Öyle sıradan biri değil.
İsmi bilinen…
Kendini bilen…
Daha doğrusu kendini çok bilen biri.
Av. A.
Başta her şey güzeldi.
“Birlikte yürüyelim” dedi.
“Bu işi büyütelim” dedi.
“Sen üret, ben korurum” dedi.
Ve M. inandı.
Çünkü bazen insanlar…
iyi niyetle bakar.
Karşısındakini de kendisi gibi sanır.
Sonra hayat o klasik oyununu oynadı.
Bir sıkışmışlık…
Bir baskı…
Bir engel…
İşte o an…
gerçek karakter sahneye çıkar.
Av. A. konuştu:
“Bu işi kurtaralım…”
“Panik yok…”
“Bana yetki ver…”
Ve o cümle geldi.
En tehlikelisi:
“Bana güven.”
Bir imza atıldı.
Ama o imza…
bir satış değildi.
Bir vazgeçiş değildi.
Bir emanetti.
Ve sonra…
Engel kalktı.
Risk bitti.
Tehlike geçti.
Ama hikâye… yeni başladı.
Bir sabah…
M. bir baktı ki…
Toprak…
Artık onun değil.
İmza var.
Kâğıt var.
İşlem yapılmış.
Ve karşısında bir cümle:
“Ben aldım.”
İşte burada hikâye kırıldı.
Çünkü biri hâlâ “emanet” diyordu…
Diğeri “mülkiyet.”
Biri “koruduk” diyordu…
Diğeri “sahiplendik.”
Ama bu hikâyede bir şey eksikti.
Niyet.
Ve niyet yoksa…
Hukuk durur.
Mahkeme baktı.
Kâğıda değil…
niyete baktı.
İmzaya değil…
iradeye baktı.
Ve dedi ki:
“Bu bir satış değil.”
“Bu, aynı şeyi düşünmeyen iki insanın hikâyesidir.”
Ve o gün…
Koçan geri döndü.
O gün… oyun bozuldu.
O gün… akıllı olduğunu zanneden birine,
gerçeğin ne olduğu hatırlatıldı.
Ama mesele burada bitmedi!
Çünkü bazıları için bu bir hata değil…
bir yöntemdir.
Bir kez dener…
Olursa devam eder.
Olmazsa başka yerde tekrar dener.
Aynı sözler…
Aynı güven oyunları…
Aynı “bana bırak” cümleleri…
Bu artık tesadüf değil.
Bu bir alışkanlık.
Ama bu kez…
Bir fark var.
Bu kez karşısında sıradan biri yok.
Bu kez karşısında…
oyunu anlayan biri var.
Sabreden değil,
bekleyen değil,
izleyen değil…
Hesap soran biri var.
Ve buradan açıkça söylüyorum:
Aynı oyunları tekrar kuranlar…
bu kez aynı sonucu alamayacak.
Çünkü bu hikâye…
Bu kez başka bir yere gidiyor.
Nereye mi?
Onu da anlatacağım.
Devamı gelecek.
Ve bu kez…
Hiç kimse hazır değil.
Seni savunan birkaç gazete de hâlâ yalana devam edecekse…
Selamımı söylersin!
Kendilerine manşetimizden güzel bir yer beğensinler.