YEREL HABERLER

HP Genel Başkanı Özersay da kitap krizine kayıtsız kalmadı

Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, hükümetin toplumu germeye ve gündemi değiştirmeye çalıştığını iddia ederek, eğitim kitaplarında ve okullarda laiklik ve çağdaş değerlere hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirtti.

HP’den verilen bilgiye göre, bir TV programına konuk olan Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni dönemde okullarda öğrencilere dağıtılacak olan "tartışmalı" kitaplarla ilgili açıklamalarda bulundu.

Bu kitapları, Milli Eğitim Bakanlığı web sitesinde yayınlanmasının ardından HP Genel Sekreterinin inceleyerek konuyu kamuoyunun dikkatine getirdiğini vurgulayan Özersay şu değerlendirmelerde bulundu:

“Belli ki gayrimeşru hükümet yapay bir gündemle toplumu germeye ve gündemi değiştirmeye çalışıyor. Okullarda tamir meselesinde bir arpa boyu yol almadıklarının ve okullar açıldığında adeta şantiye alanına dönüşeceklerinin konuşulmasını istemiyor. Okullarda Türkçe bilmeyen yabancı öğrencilerle ilgili Bakanlığın herhangi bir hazırlığının bulunmadığının konuşulmasını istemiyor. Tam gün eğitimin kağıt üzerinde kalıyor olduğunu, okullarda tam gün eğitime geçmek için hiçbir hazırlık yapılmadığının konuşulmasını da istemiyor. Tam da bu nedenle birbiriyle çelişkili açıklamalar ve çıkışlar yaparak, eyleme katılacağı aşikar olan sendikaların eyleme katılmayacağı şeklinde kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yapıyor ve gerginlik yaratarak gündem değişmeye çalışıyor.”

Özersay açıklamasında “tabii ki kitaplar güncellenir, hatalar olur, güncellenir. Ama güncellenen son kitaplarla ilgili olarak partimizin Genel Sekreteri Turgut Alas bir inceleme yaptı. Gördük ki aslında bazı açılardan sıkıntılı. Hata tabii ki olabilir ama önemli olan bunu kabul ederek düzeltmektir, inat etmemektir" dedi.

Özersay, şöyle devam etti:

"Örnek aileden veya farklı ülkelerdeki aile yapılarından bahsederken bunu sadece az gelişmiş ülkelerden örnek vererek yapmak doğru olmaz. Avrupa’dan da, Orta Doğu’dan da, Türk dünyasından da örnekler vermek gerekir. Dünya Filistin ve Hindistan’dan ibaret değil. Bunun dışında kadının toplumdaki ve ailedeki yerine ve değerine dönük olarak bazı çağ dışı algıların yerleşmesine hizmet edecek, çocuklarda ön yargı oluşmasına sebebiyet verecek yaklaşımlardan kaçınmak gerekir. O yaştaki çocuklara alttan bir takım mesajlar verir ve uzmanlara danıştığımızda bunun pedagojik açıdan da doğru olmadığını gördük, kaldı ki kitapları hazırlayan katkı koyan uzmanlar da kamuoyuna açıklamalarda bulundular. Tabii ki herkes din ve vicdan hürriyetine sahiptir. Eğitimde kullanılan kitaplarda bunun doğru şekilde yansıtılması önemli bir husustur. Eğitim Bakanlığı’nın bu kitaplarla ilgili gerekli özeni göstermesi, toplumun hassasiyetlerine saygı gösterip inadından vazgeçmesi gerekir.”

-“Sayın Çavuşoğlu inadı bırakmalı, toplumun hassasiyetine saygı göstermeli”

Eğitim kitaplarında ve okullarda laiklik ve çağdaş değerlere hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirten Özersay “Biz bu kitaplarla ilgili açıklama yaptığımızda gazetelere manşet oldu ve Bakan önce 'Ben bunları inceleyeceğim, rahatsızlık verici bir şey varsa değerlendireceğiz' diyerek mantıklı bir açıklama yaptı. Ama çok kısa bir süre sonra ben ekibime güveniyorum, kitapların arkasındayım diyerek birbiriyle uyuşmayan bir görüntü çizdi. Üstelik sendikalar için dedi ki 'Sendikalar eyleme destek vermiyor, katılmayacaklar' sendikaların yerine konuşmak bakana mı kaldı? Sendikalar katılacaklarına dair açıklama yaparken kendisini zor duruma sokarak 'katılmayacaklar' dedi. Önemli olan şudur: inat etmemeleri lazım. Bence bazı velileri, pedagoji konusunda, eğitim konusunda bilgisi olanları davet ederek onların da görüşlerini alsınlar ve esnek davransınlar. İnada bindirmesinler. Hem veliler hem de öğretmenler rahatsızlar. Bu konu önemli bir konudur. Toplum zaten ekonomik sebeplerden gerilmiş ve polarize olmuştur. Farklı farklı eğitimler oluşmaya başladı. Eğitimde birlik denilen şey zaten çok sıkıntılıyken bir de devlet okullarındaki kitaplarla ilgili olarak herkesin içine sinecek bir şekilde genel konular koymak lazım. Özellikle laiklik ve çağdaş değerlerle alakalı olarak hassasiyet gösterilmesi gerekir” şeklinde konuştu.

-“Laiklik ve çağdaş değerlerden taviz verilmemeli”

Hükümetin "ülkede daha büyük sorunlar varken bu şekilde gündemin değiştirilmesinden gayet memnun olduğu" değerlendirmesinde bulunan  Kudret Özersay “Gündemin değiştirilmesinden kendileri memnuniyet duyuyorlar sanırım. Okulların yeni eğitim yılına hazır olmaması pek umurlarında değil. Biz sendikalarla görüştük ve bilimsel raporlarını verdiler bize. Mesela tam gün eğitimle ilgili bir konu var ortada. Hükümetin kendi vekilleri bile bakanı eleştiriyor. Çünkü tam gün eğitime geçilebilmesi için belli bazı alt yapı sorunlarını çözmeniz lazım. Maalesef bununla ilgili bir çalışma yok şu anda. Birilerine göstermek için yapmaya çalışıyorlar gibi bir durum var” dedi.

-“Eğitim çocukların anayasal hakkıdır, yabancı da olsa bunu sağlamak zorundasınız”

Nüfusun artışı ve yabancı ülke vatandaşlarının ülkeye yerleşmesiyle ilgili olarak da eğitimde bazı sorunların ortaya çıktığını belirten Özersay “Okullarda bulunan yabancı öğrencilerle ilgili sendikaların söylediği “Bakan Türkçe bilmeyen öğrencileri okula almayacağım” demiş. Yani Türkçe bilmiyorsa eğitimine devam edemeyecek. Bu sorunu çözmek anlamına gelmiyor. Çünkü sen okulun içindeki eğitim açısından adım atmış oluyorsun ama o çocukların eğitimi ne olacak? Bu çocuklar bu ülkede yaşıyorsa eğitim almaları gerekiyor. Çünkü bu anayasal zorunluluktur. Dünyada da böyledir bu o zaman bu çocuklara Türkçe eğitimi vereceksin. Bir kaç hafta içerisinde okulda verilen eğitimi alabilecek duruma getirmeniz gerekir. Ama bu konuda da somut bir adım yok. Bize gelen bilgilere göre dışarıdan Türkçe eğitimi için özel eğitim kurumlarına izin vermişler, bu nasıl bir çözümdür?” şeklinde konuştu.

-“Sıkıntı yabancıların konut alması değil, şirketler üzerinden sınırsız arazi satın alınmasıdır”

Son dönemde ülkede yabancılara mal satışındaki artışa da değinen Kudret Özersay esas dikkat çektikleri "tehlikenin" konut meselesi değil, yabancı şirketlerin arazi satın alması meselesi olduğunu ifade etti. Özersay şunları kaydetti:

“Yabancılara mal satışıyla ilgili ilk uyarıları Halkın Partisi olarak biz yapmıştık. Hatta Türkiye medyasında da çıkmıştı. Ama iki şeyi birbirinden ayırmak gerekir. Ülkede inşaat sektörü ve yabancıların konut satın alması konusunda çok ciddi bir ekonomik getiri olduğu ortada. Ekonomi açısından inşaat sektörü çok önemli çünkü ciddi bir çarpan etkisi var. Diğer sektörler de olumlu yönde etkiliyor. Ama baktığınızda çevresel anlamda da olumsuz etkileri var. İyi bir planlama yapılması gereken bir alan. Konut açısından çok büyük bir tehlikenin olduğu söylenemez. Çevre konusundaki tehlike baki. Ama yabancıların konut alımı meselesinde her şeye rağmen bir denetim mekanizması var bu ülkede. Bizim esas dikkat çektiğimiz tehlike yabancı şirketlerin arazi satın alması meselesidir. Konut meselesi değil. Burada bir güvenlik soruşturması yok, herhangi bir limit yok istenildiği kadar alınabiliyor. İşte o zaman tehlike doğuyor. Çünkü burası güvenlik açısından çok önemli bir coğrafya. Bu konuda mecliste komedi bir toplantı yapıldı. Muhalefet uyandı, gündeme getirdi. Hükümet de çıktı dedi ki 'biz de tedbir alınmasını isteriz' dedi. Biri çalışacağız öbürü komisyon kuracağız dedi. Başka bir yığın konuda ortak komiteler kuruldu bütün bunlarda muhalefet bu gayri meşru hükümetten sürekli gol yedi. Dolayısıyla bu konuda da bir sonuç çıkacağını sanmıyorum.”