HERKES KİRLİ DE BİR TEK SİZ Mİ TEMİZSSİNİZ?

Abone Ol

En büyük sorunlardan bir tanesi de kurşunlamayı meşrulaştıranlar…
Bu tipler, her saldırıdan sonra ortaya çıkan o tanıdık, kirli dildir!
Çünkü bu dil adalet arayışından değil, bastırılmış bir eziklik kompleksinden beslenir!
Bu tipler ikiye ayrılır:
Birincisi, hayatı boyunca hiçbir şeye sahip olamamış olanlar!
İkincisi ise sahip olamadıklarını kıskançlıkla telafi etmeye çalışanlar!

Bu insanların ortak özelliği şudur:
Kendilerinin sahip olamadıkları her şeyi karalamaya çalışırlar.
Ellerinde veri yoktur, bilgi yoktur, somut bir delil yoktur.
Ama ithamları boldur!
Çünkü birini suçlamak bedavadır, üretmek zahmetlidir.
Sahip olanı kötüleyerek, içlerindeki ezikliği ve kırılmış egoyu geçici olarak rahatlatırlar.

Her galeri kurşunlandığında aynı tiplerin aynı serzenişleri duyulur.
“Kesin bir şeyleri vardı”,
“Boşuna mı oldu?”,
“O da bu işlerin içindeydi.”
Bu memlekette kaç galeri varsa,
sanki hepsi tek bir dosyanın içindeymiş gibi… Hepsi aynı torbaya atılır, hepsi aynı suçla damgalanır.
Delil aranmaz,
yargı beklenmez,
akıl devreye girmez.

Bu noktada başka bir gerçeği daha konuşmak zorundayız: Bu ülkede sorun sadece dil değil, güvenlik zaafiyetidir. Yetersiz istihbarat, zayıf önleyici mekanizmalar ve çağın gerisinde kalan bilgi paylaşımı ciddi bir boşluk yaratmaktadır. Kimlik bazlı giriş-çıkışların ve karşılıklı kişisel veri paylaşımının hâlâ etkili şekilde işletilememesi, suçun hareket alanını genişletmektedir. Devlet, olay olduktan sonra konuşarak değil; olmadan önce engelleyerek güçlüdür

Bu hoyrat dil ise suçu normalleştirir,
şiddeti aklar, kurşunu gerekçelendirir.
Her saldırının arkasına bir “hak etmiştir” cümlesi eklenir.
Böylece kurşun, failin değil;
hedefin üzerine yazılır.
İşte asıl çürüme tam olarak burada başlar.

Bu memlekette ne kadar galeri varsa hepsini aynı cümleyle suçlayanlara sorulacak tek bir şey var:
Herkes kirliyse,
bir tek siz mi tertemizsiniz?
Herkes karanlıktaysa, bir tek siz mi aydınlıksınız? Bu kibir değilse, bu aşağılık savunma refleksi değilse nedir?

Gerçek şu ki; iftira insanı büyütmez, kıskançlık gerçeği değiştirmez.
Birini karalayarak kendini temize çıkaramazsın.
Ve bir yanlışı başka bir yanlışla aklamaya çalışmanın bu topluma hiçbir faydası olmaz. Bedelini ise eninde sonunda herkes öder.