Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp‑İş), Başbakan Ünal Üstel’in 13 Şubat 2026 tarihinde İskele’de sarf ettiği öne sürülen “grevlerin karşısında durduk” ve “grev yapanlar için ilgili bakan ve bakanlar kurulu ilgili muameleyi yapmaktadır” ifadelerine yazılı açıklamayla yanıt verdi.
Sendika, söz konusu açıklamaları “hayretle takip ettiklerini” belirterek, kullanılan “muamele” dilinin devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını, ifadelerin ise demokratik haklara yönelik tehditkâr bir yaklaşım içerdiğini savundu.
“GREVİ KALDIRMADIK, HALKIMIZ İÇİN ALAN AÇTIK”
Tıp-İş açıklamasında, grevin askıya alınmasının bir geri adım olmadığı vurgulandı. Bu kararın; yasal çalışma talebini başlatmak, hastalara hizmetin devamını sağlamak ve çözüm sürecine fırsat tanımak amacıyla alınmış sorumlu bir sendikal adım olduğu ifade edildi.
“ANAYASAL HAK LÜTUF DEĞİLDİR”
Sendika, grevin anayasal bir hak olduğunun altını çizerek, bu hakkın kullanımının herhangi bir makamın takdirine bağlı olmadığını kaydetti. Açıklamada, demokratik hakların baskı diliyle tartışılamayacağına dikkat çekildi.
“MASA KOŞULLUDUR, SON DURAK DEĞİLDİR”
Tıp-İş, masaya çalışma barışını sağlamak, yasa taleplerini sonuçlandırmak ve sağlık hizmetini daha nitelikli hale getirmek için oturduklarını belirtti. Sürecin devamının ise hekimlerin onurunun ve haklarının korunmasına, ayrıca verilen sözlerin tutulmasına bağlı olduğu vurgulandı.
SAĞLIK SİYASİ GERİLİMLERİN ARACI OLAMAZ
Açıklamada, sağlık hizmetinin “siyasal gerilimlerin aracı hâline getirilemeyeceği”, sağlığın “dönemsel siyasi söylemlerle değil, sürekliliği olan devlet politikalarıyla yönetilmesi” gerektiği ifade edildi.
“AÇIK UYARIMIZDIR”
Sendika, baskıcı dilin sürdürülmesi, taahhütlerden geri adım atılması ya da grev hakkını kullanan üyelere yönelik hukuk dışı bir uygulama olması halinde masadaki pozisyonlarını terk etmekten çekinmeyeceklerini net şekilde ortaya koydu.
Tıp-İş, görevlerinin başında olduklarını, verilen sözlerin, belirlenen takvimin ve hukukun takipçisi olacaklarını belirterek; toplum sağlığı için gösterilen yapıcı iradenin “zayıflık” olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı.