Kıbrıs sorununun en önemli başlıklarından biri olan mülkiyet meselesi, Avrupa'da yeni bir tutuklama ve iade süreciyle yeniden gündeme geldi.
Aralık 2025'te, Kuzey Kıbrıs'taki müteahhitlik faaliyetleri nedeniyle hakkında çıkarılan Avrupa Tutuklama Emri kapsamında gözaltına alınan Behdad Jafari'nin Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından yapılan iade talebini reddeden Fransa'nın Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi, bu kez Litvanya vatandaşı emlak danışmanı Rasa Zilevice hakkında farklı yönde karar verdi.
Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarının çıkardığı Avrupa Tutuklama Emri kapsamında Fransa'da gözaltına alınan Zilevice hakkında iade sürecinin devam ettiği, kararın ise temyize açık olduğu öğrenildi.
CANNES YOLCULUĞU GÖZALTIYLA SONUÇLANDI
Rasa Zilevice, 14 Mayıs'ta Cannes Film Festivali'ne gitmek üzere küçük yaştaki çocuğuyla birlikte Nice Havalimanı'na indiği sırada gözaltına alındı.
İki gün nezarette tutulan Litvanyalı iş kadını, daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ancak Fransa'dan ayrılmasına izin verilmeyen Zilevice, yaklaşık bir ay boyunca ülkede kalmak zorunda kaldı ve haftada iki kez polis merkezine giderek imza verdi.
KKTC'de emlak danışmanlığı yapan Zilevice hakkında 19 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldığı belirtildi.
SESSİZLİĞİNİ SOSYAL MEDYADA BOZDU
Yaşadıklarıyla ilgili uzun süre kamuoyuna açıklama yapmayan Rasa Zilevice, önceki gün sosyal medya hesabından yayımladığı videoda süreci ayrıntılarıyla anlattı.
Tutuklanmasının adil olmadığını savunan Zilevice, Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun çözümsüzlüğü nedeniyle emlak danışmanlarının cezai sorumlulukla karşı karşıya bırakılmasının hukuki açıdan doğru olmadığını öne sürdü.
Yaklaşık 15 yıldır Kıbrıs'ta yaşadığını belirten Litvanyalı iş kadını, adanın kuzeyinde tüm yasal prosedürleri yerine getirerek lisanslı bir şirket kurduğunu ve faaliyetlerini yürürlükteki mevzuata uygun şekilde sürdürdüğünü ifade etti.
"AVUKATLARIN BİLE ULAŞAMADIĞI BİLGİYE EMLAK DANIŞMANI NASIL ULAŞSIN?"
Kıbrıs'ın kuzeyi ile güneyi arasında 1974 öncesi mülkiyet kayıtlarını ortaya koyabilecek ortak bir veri tabanı bulunmadığını savunan Zilevice, bu nedenle taşınmazların geçmişteki sahiplerini belirlemenin teknik olarak mümkün olmadığını ileri sürdü.
Mahkemeye, Güney Kıbrıs'taki hukuk bürolarıyla yaptığı yazışmaları delil olarak sunduğunu belirten Zilevice, söz konusu hukuk bürolarının dahi bazı taşınmazların 1974 öncesi mülkiyet durumunun kesin olarak tespit edilemeyeceğini yazılı olarak bildirdiğini söyledi.
Zilevice, "Avukatların bile erişemediği bilgiye bir emlak danışmanının ulaşmasını bekleyip ardından bunu dolandırıcılık sayarak 19 yıl hapis istemiyle yargılanmak adil değildir." ifadelerini kullandı.
Litvanyalı iş kadını ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Taşınmaz Mal Komisyonu'nu mülkiyet uyuşmazlıklarında etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiğini hatırlatarak, bu tür ihtilafların ceza mahkemeleri yerine hukuki mekanizmalarla çözülebileceğini savundu.
JAFARİ DOSYASINDAN SONRA FARKLI KARAR
Fransa'da verilen son karar, Behdad Jafari dosyasını da yeniden gündeme taşıdı.
Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi, Aralık 2025'te Jafari hakkında Kıbrıs Cumhuriyeti'nin çıkardığı Avrupa Tutuklama Emri kapsamında yaptığı iade talebini reddetmiş, daha sonra bu karar Fransız yargısında kesinleşmişti.
Aynı mahkemenin bu kez benzer nitelikteki bir dosyada farklı yönde karar vermesi, hukuk çevrelerinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
MÜLKİYET TARTIŞMALARI YENİDEN GÜNDEMDE
Son dönemde Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde mülkiyet temelli soruşturmalar kapsamında açılan davalar ve çıkarılan Avrupa Tutuklama Emirleri, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün bireyler üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı.
Konuyu değerlendiren çevreler, mülkiyet meselesine ilişkin hukuki ve siyasi belirsizliklerin devam etmesi halinde, adanın kuzeyinde faaliyet gösteren kişi ve şirketlerin benzer süreçlerle karşılaşma riskinin süreceğine dikkat çekiyor.