ERHÜRMAN DİŞE DOKUNUR NE YAPTI?

Abone Ol

Seçimden hemen önce, Kıbrıslı Türklerin, Türkiye’ye alınmaması ile ilgili ne demişti Sayın Tufan Erhürman?

“Bu mesele ilk 100 günün değil ilk 10 günün konusu”

Seçimler 2025 Ekim ayında gerçekleşti…

Ve seçimlerin üzerinden neredeyse 6 ay geçti!

Sorum şu;

İlk 10 günün konusu olan bu sorunla ilgili Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, dişe dokunur ne yaptı?

Kendisi, Sayın Cevdet Yılmaz’a ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sorunu aktardığını söylüyor!

Sonuç?

Belirsiz!!!

Çünkü Erhürman, “Görüştüm, bana dönecekler” diyor.

Ve bir soru daha;

Sayın Erhürman, üç kez bu konuyu görüştüm diyor, bugün itibari ile Türkiye’ye alınmayanların sayısı 16, peki Sayın Cumhurbaşkanı bu 16 kişiden kaçına görüşmelerde neler konuşulduğunu aktardı?

Ben söyleyeyim, “Sıfır”…

Bugünkü açıklamasında yaşananlara sadece üzüldüğünü ve girişimler yaptığını ifade ediyor!

Şimdi ekstra bir soru daha;

Özellikle bu soruyu Ersin Tatar’ı eleştirenlere soruyorum, çünkü ben Tatar ile Erhürman arasında bir fark göremiyorum;

Sizler görebiliyor musunuz ?

Tatar döneminde de insanlarımız Türkiye’ye alınmıyordu, Erhürman döneminde de alınmıyor!

Aralarındaki tek fark Erhürman’ın bu duruma üzülmesi mi?

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında tarihi bağlar vardır.

*

Türkiye Halkı ile Kıbrıs Türk Halkı arasında kopmaz bir bağ mevcuttur!

Düşünce ve ifade özgürlüğüne inanan ve de buna saygı gösteren hiçbir yönetimin, sırf birileri kendisini eleştiriyor diye o kişileri yasaklı ilan etmesi doğru değildir!

Hele de TC ile KKTC arasında bunların asla yaşanmaması gerekiyor!

Tüm dünyanın gözü bizlerin üzerinde.

Uluslararası hukuka göre biz TC’nin alt yönetimi konumundayız!

Tek dayanağımız, tek dostumuz, tek destekçimiz Türkiye Cumhuriyeti…

Dolayısıyla bu gibi adımlar hem bağları zedeliyor, hem iki halk arasında gerginliğe yol açıyor, hem de dışarıda her iki devletin sarsılmaz birlikteliğine zarar veriyor!

Türkiye Cumhuriyeti iktidarı bu kararını mutlak olarak gözden geçirmeli ve bu uygulamaya bir son vermelidir.

Hepimiz yasaklı olan kişileri tanıyoruz.

Bu insanların görüşlerini beğenmeyebiliriz, bazı söylemlerini tasvip etmeyebiliriz ama sırf bu nedenle ‘terörist’ muamelesi görmelerine asla sessiz kalamayız.

Savaşla kana bulanan coğrafyamızda,

sarsılmaz bağımız için bu uygulamaya bir son verilmesi artık elzemdir!