YEREL HABERLER

DİN-GÖR-SEN Başkanı İşkey, mahkeme süreci başlatma kararı aldıklarını bildirdi

Din Görevlileri Sendikası (DİN-GÖR-SEN) Başkanı Cengiz İşkey, dairede yaşanan “hukuksuz ve adaletsiz uygulamalar” için mahkeme sürecini başlatma kararı aldıklarını bildirdi. İşkey, sendika üyesi olan Larnaka’daki Hala Sultan Tekkesi İmamı Şakir Alemdar ile Güney Lefkoşa’da Bayraktar Camiinde müezzin olarak görev yapan Gürhun Umut ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Alemdar ve Umut’un “kanunsuz ve mesnetsiz bahanelerle” görevlerinin sonlandırıldığını savunan İşkey, devlet kurumlarının yasalarla, tüzüklerle idare edildiğini, kurumların kamuya ait olduğunu ve kim olursa olsun hiç kimsenin malı olmadığını belirtti. Din İşleri Başkanı’nın bilgisi, izni ve talimatı ile, yasanın kadro şemasında bulunmayan denetçilerin “keyfi, kanunsuz ve adaletsiz denetimler” yaptığını da iddia eden İşkey, kurum kadrolarında mevcut olmayan kadrolar ihdas edilmesi ve gayri yasal olarak atanan kişilere dairenin araç-gereç, yakıt, malzeme ve yolluk vermesinin kanunlara ve yasaya aykırı olduğunu söyledi. İşkey, Güney’deki yetkililer ve misyon şeflerine gönderilen tebligatı da kınayarak, düzeltilmesini, sorumlular hakkında yasal işlem başlatılmasını, ilgili kişilerden özür dilenmesini talep etti. “Alemdar ve Umut Güney’de görev yapmak şartı ile daire bünyesinde istihdam edildi” Şakir Alemdar’ın 2008 yılından beri Güney Kıbrıs’ta yaşadığını ve Güney Kıbrıs yönetiminin izni ile Hala Sultan Tekkesi’nde Güney Kıbrıs’ta yaşayan Müslümanların temsilcisi sıfatı ile görevini yürüttüğünü belirten İşkey, Alemdar’ın Din İşleri Dairesi bünyesine 2011 yılında dahil olduğunu kaydetti. Din İşleri Dairesi’nin Güney Kıbrıs’taki Hala Sultan Tekkesi’ni kolayca ziyaret edebilmesinde Şakir Alemdar’ın çalışmalarının katkısı olduğunu söyleyen İşkey, Din İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Ünsal’ın göreve başladığı günden bugüne bazı görevliler hakkında önyargılı ve müspet olmayan hal ve tavırları olduğunu savundu. Bu tavırların camiaları ve görevliler tarafından hoş karşılanmadığını söyleyen İşkey, Ünsal’ın Şakir Alemdar’ın Güney'deki temsilci vasfının kaldırılmasına Yönetim Kurulu kararı aldırdığını iddia etti. İşkey şu ifadeleri kullandı: “Ahmet Ünsal göreve geldikten sonra, o zamanki dönemin Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu’na yapmış olduğu teklifte, Kuzey Kıbrıs olarak Güney’i resmen tanımadığımız ve bu sebeple, Din İşleri Dairesi’nin Güney Kıbrıs’ta temsilcisi olmaması gerektiğini iddia ederek, Şakir Alemdar’ın Güney’deki temsilci vasfının kaldırılması için karar vermelerini istemiş ve Yönetim Kurulu da bu isteğini onaylamıştır. Halbuki biz Güney Kıbrıs’ı tanımasak da Güney’de bulunan 100’e yakın cami ve Türk mallarının varlığı, ayrıca on binlerce Müslüman’ın Güney’de yaşadığı hesap edilmeden, tamamen kişiye karşı hasımane tutumla yapılan bu hata neticesinde Güney ile zaten zayıf olan bağları bitirme noktasına getirmiştir.” İşkey, Ünsal’ın daha sonra bu kararı bahane ettiğini ve yetkisi dışına çıkarak Şakir Alemdar’ın Larnaka’da bulunan görev yerini değiştirdiğini kendisine bildirdiğini savunarak, “Halbuki Şakir Alemdar ve Gürhun Umut Güney’de ikamet eden ve Güney’de görev yapmak şartı ile daire bünyesinde istihdam edilmişlerdi” dedi. “Daimi görev değişikliği Din İşleri Komisyonu veya Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu’nun yetkisinde” Konuya ilişkin yasaya atıfta bulunan İşkey, daimi görev yeri değişikliğinin , DİN-GÖR-SEN’in yetkili sendika olarak söz sahibi olduğu Din İşleri Komisyonu veya Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu’nun yetkisinde olduğunu kaydetti. İşkey, yetkili sendika olarak Din İşleri Dairesi ve Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu’na yaptıkları yazılı itirazlara rağmen bugüne kadar cevap alamadıklarını söyledi. Yasada yer alan bilgi edinme hakkı gereği yazdıkları tüm şikayet ve talep yazılarına Din İşleri Dairesi veya Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu’nun cevap verme mecburiyeti bulunduğunu anımsatan İşkey, şöyle devam etti: “Ahmet Ünsal asılsız, kanunsuz ve mesnetsiz ithamlarla Şakir Alemdar ve Gürhun Umut hakkında görevden alınmaları için Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu’na başvurmuş ve kendisi tarafından hiç de yasal ve/veya etik olmayan bir şekilde Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu üyeliğine atanmalarını sağladığı ve halihazırda yardımcıları olan Lefkoşa temsilcisi ve Lefke temsilcisi olan iki görevli arkadaşımızın da Yönetim Kurulundaki etkisi ile tamamen kanunsuz ve mesnetsiz bahanelerle Şakir Alemdar hocamızın ve Gürhun Umut hocamızın görevleri sonlandırılmıştır. Konuyu yakından takip ediyoruz. Tüm üyelerimiz gibi, Şakir Alemdar ve Gürhun Umut hocalarımızın da hak ve menfaatleri için çalışmalarımıza devam edeceğimizi, konunun mahkemeye taşınması aşamasında her türlü desteği vereceğimizin de bilinmesini isterim.” “Kurumlar kamuya aittir kimsenin malı değildir. Herkes yasaların kendisine hak verdiği kadar yetki sahibidir” Devlet kurumlarının yasalarla, tüzüklerle ve genelgelerle sevk ve idare edildiğini vurgulayan İşkey, kurumların kamuya ait olduğunu ve kim olursa olsun hiç kimsenin malı olmadığını belirtti. Herkesin yasaların kendisine hak verdiği kadar yetki sahibi olduğuna işaret eden İşkey, kurumlarda yetkili veya yönetici olanların bunları bilerek hareket etmek zorunda olduklarını kaydetti. İşkey, “Oysa Din İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Ünsal göreve geldiği günden itibaren yanında olanların dışındaki herkesi, hatta Türkiye’de çok önemli mevki ve makamların başındaki, bizlerin de sevdiği ve itibar ettiğimiz kişileri dahi hain ilan ederek, adeta Kıbrıs’ı ve Türkiye’yi kurtarma çabası içine girmiştir. Oysa Ünsal’dan istenen, milli ve manevi alanda çalışmalar yapmasıdır" dedi. “Din İşleri Dairesi tarihinde görülmemiş bir şekilde itibar kaybına uğramıştır” İşkey, “Din İşleri Dairesi, tarihinde görülmemiş bir şekilde itibar kaybına uğramıştır. Yakın zamanda, kamuoyunun da bildiği üzere, Devletin Din İşleri Başkanı’nın Ramazan ayında bir iftar yemeğine katılması dahi, basında ve kamuoyunda polemiklere sebep olması yaşanan itibar kaybını gözler önüne sermiştir” iddiasına bulundu. Paydaş tüm STK’lar ile bağların koptuğunu, görevlilerin mecbur kalmadıkça Din İşleri Dairesi’ne uğramaz olduğunu iddia eden İşkey, şunları kaydetti: “Yapılan Bayram tebriki davetine sadece başkanın etrafındaki birkaç kişi ve mecburiyetten katılanlar haricinde kimsenin katılmaması da bunun en somut kanıtlarındandır.” “Keyfi, kanunsuz ve adaletsiz denetimler devam etmektedir” Son zamanlarda Din İşleri Başkanı’nın bilgisi, izni ve talimatı ile yasanın kadro şemasında bulunmayan denetçilerin “keyfi, kanunsuz ve adaletsiz denetimler” yaptığını iddia eden İşkey, Din İşleri Dairesi’nin Anayasal bir kurum olduğunu ve hiç kimsenin Anayasanın ve kanunların üzerinde olmadığını söyledi. İşkey, kurum kadrolarında mevcut olmayan kadrolar ihdas edilmesi ve gayri yasal olarak atanan kişilere daire tarafından araç-gereç, yakıt, malzeme ve yolluk verilmesinin kanunlara ve yasaya aykırı olduğunu söyledi. İşkey şöyle devam etti: “Sözde denetçilerin keyfi ve kanunsuz , adaletten yoksun yaptıkları sözde denetimlerin hiçbir kanuni geçerliliği yoktur ve hukuki sonucu da olamaz. Yasal çerçeveler ve yetkiler içerisinde denetimlere karşı değiliz fakat Başkan ve ekibine yakın duran ve de görev yapmayan görevliler hiç denetlenmezken, bazı arkadaşlarımız ısrarla, sürekli ve devamlı bir şekilde denetleniyorsa bunda da elbette kasıt vardır ve inkar edilemez.” "Hala Sultan Tekkesi ziyareti basına duyurulmadı” İşkey, “Bir diğer husus da Larnaka’da bulunan Hala Sultan Tekkesi’ne yapılacak olan ziyareti gizlice kendi aralarında yayarak listeler oluşturulmuş olmasıdır. Halbuki geçmişte basın yoluyla duyuru yapılır ve gitmek isteyen herkes müracaat etmek sureti ile ziyarete katılabilirdi” iddiasında bulundu. “Islak imzalı ve isimsiz tebligat gönderilmesini kınıyoruz” İşkey, Güney’deki yetkililer ve misyon şeflerine gönderilen tebligatı kınadı ve düzeltilmesini, sorumlular hakkında yasal işlem başlatılmasını, ilgili kişilerden özür dilenmesini talep etti. İşkey, “Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu’nun, Ocak ayında aldığı kararla Güney Kıbrıs’ı tanımadığını beyan etmesine rağmen, maalesef konuya Dış İşleri Bakanlığını da alet etmek suretiyle 19 Nisan 2023 günü ıslak imzalı ve isimsiz bir tebligat ile tanımadığı Güneydeki yetkililer ve misyon şeflerine, yine kendi vatandaşını ihbar etme gafletine düşmüştür. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Esefle kınıyoruz ve derhal düzeltilmesini, sorumlular hakkında yasal işlem başlatılmasını, ilgili kişilerden özür dilemesini talep ediyoruz.” dedi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan bu konuya hassasiyet göstermelerini talep eden İşkey, “Din İşleri Dairesi, tarihinde hiç bu kadar kötü, art niyetli, çifte standartlı ve acemice yönetilmemiştir. Maalesef Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi Yönetim Kurulu da bütün bu olaylara kulaklarını tıkamak sureti ile ortak olmuştur. Bu yapılanın yasal sorumlulukların yanında manevi sorumluluğu da olduğunu kendilerine hatırlatırız.” iddiasında bulundu. Baskı, şantaj, mobbinglerin, adam kayırmaların da dozunu arttırarak devam ettiğini savunan İşkey, mahkeme süreci başlatacaklarını belirtti.